Ekolojik niş modelleme süreci, zeytinliklere ait konumların toplanmasıyla başladı. Bu konumlar, coğrafi koordinat içeren görüntülerden elde edildi. Modelleme öncesinde veriler titizlikle temizlendi. Yinelenen noktalar ve şüpheli kayıtlar çıkarıldı; birbirine çok yakın konumlar seyreltilerek kümelenmenin modele gereksiz bir ağırlık vermesi önlendi.

Detaylı açıklama için tıklayın...

Zeytin Atlası’nın üretici katmanı, Türkiye’nin Marmara, Kuzey Ege, Orta Ege, Güney Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu’dan oluşan 6 zeytincilik bölgesinde kimyasal kullanmayan, toprağı ve suyu koruyan, biyoçeşitliliği ve ekosistem sağlığın gözeten, agro-ekolojik tarım yöntemleri uygulayan, yerel ve nadir zeytin çeşitlerine sahip çıkan, sosyal sorumluluk sahibi ve yüksek kaliteli zeytinyağı üreten üreticilerini öne çıkarıyor.
ÜRETİM KRİTERLERİ
{{item.titleTR}}
{{sub.titleTR}}
KORUMA PRATİKLERİ
{{item.titleTR}}
{{sub.titleTR}}
LABEL
ZEYTİN ÇEŞİDİ
{{this.selectedType.name}}
Potansiyel Yayılış Alanı
ANADOLU ZEYTİN ÇEŞİTLERİ YAYILIM LEJANDI
{{selectedProducer.name}}
{{selectedProducer.title}}
{{sub.titleTR}}
Tümünü Gör
Daha Azını Gör
{{item.titleTR}}
{{sub.titleTR}}
Tadım Profilleri
Profil 1
{{selectedType.name}}
{{selectedType.infoTreeTR}}
{{selectedType.infoFruitTR}}
Uzun Eliptik
Eliptik
Mızrak
Uzun
Yuvarlak
Oval
Simetrik
Hafif Simetrik
Asimetrik
Yayvan
Dik
Sarkık
Seyrek
Orta
Sık
{{selectedType.infoGeneralTR}}
{{selectedType.infoProfileTR}}

Ülkemiz topraklarını 3000 yılı aşkın bir süredir mesken edinmiş zeytin, Türkiye’nin farklı biyo-coğrafik özellikleri sayesinde 100’ün üzerinde farklı çeşidiyle sofralarımıza konuk oluyor ve 400.000 civarı ailenin geçimlik ekonomisini oluşturuyor. Türkiye’nin geleneksel zeytin bahçeleri ve barındırdığı yerel zeytin çeşitleri hem biyoçeşitlilik hem de insan toplulukları için önemli ekosistem hizmetleri sağlıyor ve aynı zamanda eşsiz bir sosyo-ekolojik peyzaj oluşturuyor.

Ancak, her biri tat, aroma ve besin değeri açısından benzersiz özelliklere sahip yerel zeytin çeşitlerimizin korunması her geçen gün daha da zorlaşıyor. İklim değişikliğinin aşırı hava olayları, ani sıcaklık değişimleri, su stresi ve hastalıkların şiddetli gelişimi gibi giderek artan etkileriyle birlikte, zeytin peyzajları ve zeytin üretici topluluklar her geçen gün daha savunmasız hale geliyor. İklim krizinin yarattığı sorunların yanı sıra insan kaynaklı tehditler de geleneksel zeytinlik alanlarımızı ve onlara gönülden bağlı üreticilerimizi olumsuz etkiliyor. Bununla birlikte son yapılan çalışmalar, kendi orijin habitatlarında bulunan ve yerinde korunan yerel zeytin çeşitlerinin iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli olduğunu gösteriyor. Yüzlerce yıldır varlığını sürdürdüğü topraklarda iklime adapte olmuş, su stresine, kuraklığa, hastalıklara dayanıklı yerel zeytin çeşitlerinin korunması ve doğayla barışık geleneksel zeytincilik yöntemleri ile yerinde üretilmeye devam edilmesi iklim krizi ile mücadelede önemli bir adım teşkil ediyor. 

İşte ANATOLİVAR- Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi bu yaklaşımdan yola çıkarak hayata geçirildi. Anatolivar Projesi kapsamında yaklaşık 2 yıldır yürütülen araştırma, eğitim, iletişim ve lobi faaliyetleri gibi pek çok çalışmanın yanı sıra, iklime dirençli, yerel ve nadir zeytin çeşitlerini ve bu çeşitleri yaşatan, iyi uygulama sahibi doğa dostu üreticileri bir araya getiren 2 katmanlı, coğrafi olarak etkinleştirilmiş dijital bir veri tabanı olan “Zeytin Atlası” oluşturuldu. Zeytin Atlası bu konuda bilimsel ve objektif bilgiye dayalı, şeffaf ve güvenilir bir kaynak olmayı hedefliyor. 

Üreticiler Katmanı

Bu çalışma kapsamında Marmara, Kuzey Ege, Orta Ege, Güney Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu’dan oluşan Türkiye’nin 6 ana zeytincilik bölgesinde öncelikle yerel zeytin çeşitlerinin ve üreticilerinin envanterini ve üreticilere ilişkin tanımlayıcı temel bilgileri bir araya getirmek amacıyla arazi çalışmaları yapıldı. Bu çalışma boyunca zeytin üreticilerimizin yanı sıra proje ortakları UZZK-Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Slow Food uzmanları ve yerel Slow Food topluluğu üyeleriyle, ilgili tüm STK'lar, zeytin üreticileri ve kamu kurumları gibi paydaşlarla veri toplama amacıyla bir dizi görüşme gerçekleştirildi. Bu çalışmalarda geleneksel çeşitler ve yetiştirme yöntemleri, geleneksel arazi yönetimi, zeytin bahçelerinin yönetimi, ağaç sayısı, arazi büyüklüğü, zeytin ve zeytinyağı üretim miktarı gibi ekolojik ve coğrafi bilgilerin yanı sıra zeytinin kültürümüze ve mutfağımıza yönelik özellikleri ve zeytin kültürünün devamlılığına yönelik tehditleri içeren bilgiler de derlendi. 

Zeytin Atlası’na dahil olacak üreticilerin belirlenmesi aşamasının ilk adımında Proje Evi Kooperatifi, UZZK, Slow Food temsilcileri ve farklı disiplinlerden akademisyenler ve uzmanların bir araya gelmesiyle multidisipliner bir ‘Kriter Belirleme Paneli’ oluşturuldu. Panel, Atlasın bu katmanında yer alan yerel çeşitleri koruyan, doğa dostu, iyi uygulama sahibi üreticilerin ve işletmelerin belirlenmesinde kullanılacak şeffaf, bilimsel, kapsamlı ve katılımcı kriter setini ortaya koydu. Kriter seti temel alınarak oluşturulan bu katman, kimyasal kullanmayan, toprağı ve suyu koruyan, biyoçeşitliliği ve ekosistem sağlığın gözeten, agro-ekolojik tarım yöntemleri uygulayan, yerel ve nadir zeytin çeşitlerine sahip çıkan, sosyal sorumluluk sahibi ve yüksek kaliteli zeytinyağı üreten üreticileri öne çıkarıyor.

Yerel ve Nadir Zeytin Çeşitleri Katmanı 

Zeytin Atlası’nın yerel ve nadir zeytin çeşitlerini kapsayan diğer katmanı için bir coğrafi bilgi sistemleri uzmanı ile birlikte bu çeşitlerinin ve çevrelerindeki peyzajların dijital haritaları çıkartılıyor. Ülkemizde ilk kez yapılan bir ekolojik niş modellemesi ile gerçekleştirilen bu haritalama çalışması sonucunda toplanan tüm veriler Zeytin Atlası kanalı ile dijital olarak kullanıma sunuluyor. Zeytin Atlası, kullanıcıların konum, zeytin çeşidi veya iklim dayanıklılığı göstergeleri gibi çeşitli kriterlere göre bilgi aramasına, filtrelemesine ve almasına olanak tanıyan kullanıcı dostu bir arayüze sahip. Atlas aynı zamanda geleceğe dönük blog yazıları, fotoğraf, illüstrasyon, infografik gibi görsel ve bilgi kaynaklı içeriklerle zenginleştirilecek etkileşimli bir veri tabanı olarak planlanıyor. Böylece zeytine yönelik merak sahibi olan herkese yaşayan ve her gün gelişen bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. 

The olive tree, which has inhabited our country's lands for over 3,000 years, finds its way to our tables with more than 100 distinct varieties thanks to Türkiye’s diverse biogeographical features, sustaining the livelihood of approximately 400,000 families. Türkiye’s traditional olive groves and the local olive varieties they host provide crucial ecosystem services for both biodiversity and human communities, while forming a unique socio-ecological landscape. 

However, protecting our local olive varieties—each possessing unique characteristics in terms of taste, aroma, and nutritional value—is becoming increasingly difficult by the day. Alongside the growing impacts of climate change, such as extreme weather events, sudden temperature fluctuations, water stress, and the severe outbreak of diseases, olive landscapes and olive-producing communities are growing more vulnerable. In addition to the challenges created by the climate crisis, human-induced threats also negatively affect our traditional olive groves and the producers who are devoted to them from the heart. Nevertheless, recent studies show that local olive varieties preserved in situ within their native habitats are more resilient against the impacts of climate change. Conserving local olive varieties—which have adapted to the climate over hundreds of years in the lands where they exist and are resistant to water stress, drought, and diseases—and continuing to cultivate them on-site using nature-friendly traditional olive growing methods constitutes a significant step in the fight against the climate crisis. 

It is from this perspective that ANATOLIVAR – Empowering Olive-Producing Communities in Anatolia was brought to life. Within the scope of the Anatolivar Project, alongside various efforts such as research, training, communication, and advocacy activities carried out for nearly two years, the "Olive Atlas" (Zeytin Atlası) was created. The Olive Atlas is a 2-tiered, geographically enabled digital database that brings together climate-resilient, local, and rare olive varieties with eco-friendly producers practicing good methods who keep these varieties alive. The Olive Atlas aims to serve as a transparent, reliable source grounded in scientific and objective information. 

Producers Layer As part of this endeavor, fieldwork was conducted across Türkiye’s 6 main olive-growing regions—Marmara, Northern Aegean, Central Aegean, Southern Aegean, Mediterranean, and Southeastern Anatolia—primarily to compile an inventory of local olive varieties and their producers, as well as essential descriptive producer information. Throughout this process, a series of interviews were held to collect data not only with our olive producers, but also with project partners such as the UZZK (National Olive and Olive Oil Council), Slow Food experts, members of the local Slow Food community, relevant NGOs, olive growers, and public institutions. These field studies gathered ecological and geographical data—such as traditional varieties and cultivation methods, traditional land management, grove management, tree counts, land size, and olive and olive oil production volumes—alongside information regarding the cultural and culinary significance of olives and the threats to the continuity of olive culture. 

In the initial stage of identifying producers to be included in the Olive Atlas, a multidisciplinary "Criteria Determination Panel" was formed, bringing together representatives from the Proje Evi Cooperative, UZZK, Slow Food, as well as academics and experts from various disciplines. The panel established a transparent, scientific, comprehensive, and participatory set of criteria to identify nature-friendly producers and businesses with good practices that preserve local varieties for this layer of the Atlas. Formed on the foundation of these criteria, this layer highlights producers who do not use synthetic chemicals, protect soil and water, prioritize biodiversity and ecosystem health, implement agroecological farming methods, safeguard local and rare olive varieties, practice social responsibility, and produce high-quality olive oil. 

Local and Rare Olive Varieties Layer For the second layer of the Olive Atlas, which covers local and rare olive varieties, digital maps of these varieties and their surrounding landscapes are being created in collaboration with a geographic information systems (GIS) expert. All data gathered through this mapping process—conducted via an ecological niche modeling methodology applied for the first time in our country—is made available digitally through the Olive Atlas. The Olive Atlas features a user-friendly interface that enables users to search, filter, and retrieve information according to various criteria, such as location, olive variety, or climate resilience indicators. The Atlas is also designed as an interactive database that will be continuously enriched with future visual and informational content, including blog posts, photographs, illustrations, and infographics. It aims to serve as a dynamic, ever-evolving reference resource for anyone curious about olives. 

DEVAM ET
CONTINUE